GÖLYAZI "Apollonia ad Rhyndacum"

    Gölyazı, Uluabat Gölü içerisinde bulunan bir ada üzerinde tarihi milattan önceye uzanan bir yerleşim yeridir.
GÖLYAZI

GÖLYAZI

GÖLYAZI ADASI
GÖLYAZI MAHALLESİ
ULUABAT GÖLÜ

Bursa Karacabey karayolu üzerinde güney yönünde ana yoldan yaklaşık beş kilometre mesafede bulunan tarihi bir yerleşim alanıdır. Yerleşim alanı Uluabat Gölü (Apolyont Gölü) üçerisinde bulunan bir ada üzerine kurulmuştur. Yerleşim alanında yaşayan halk arttıkça yerleşim alanı genişlemiş ve ana karada da yerleşim alanları kurulmuştur. Antik dönemlerde başlayan yerleşim Roma ve Bizans dönemlerinde de devam etmiştir. Ada yerleşimi günümümzde ana karada bulunan yerleşim alanına bir köprü ile bağlanmıştır. Antik dönemlerde kurulu bulunan diğer Apollon şehirlerinden burayı ayırmak ve belirgin kılmak için "Apollonia ad Rhyndacum" ismi kullanılmıştır. Bu ismin kaynağı olarak mitolojik bir tanrı olan ve şehri koruduğuna inanılan "Apollon" ismi kullanılmıştır. Diğer Apollon ismi taşıyan şehirlerden ayırmak için kullanılan "Apollonia ad Rhyndacum" ismi ise "Kocasu'nun yanındaki Apollon" şehrini ifade etmektedir. Bu isimle şehir diğer şehirlerden ayrılmıştır.

Kaynak olarak kullanılan kitap Bilal Çağatay Erentürk tarafından yazılmış olan "Bursa Gezi Rehberi  |  Bursa, Cumalıkızık, Mudanya, Tirilye, Gölyazı" isimli kitaptır. 

Gölyazı'da Gezilebilecek ve Görülebilecek Yerler

  • Şehir Surları
  • Aziz Panteleimon Kilisesi (Gölyazı Kültür Merkezi)
  • Göl Yazıevi
  • Ağlayan Çınar
  • Gölyazı Evleri
  • Faik Bey Konağı
  • Zambak Tepe
  • Uluabat Gölü
  • Tarihi Hamam
  • Balıkçılar Mezatı
  • Ada Merkezi

ŞEHİR SURLARI

ŞEHİR SURLARI

GÖLYAZI ŞEHİR SURLARI
Gölyazı / Bursa

Gölyazı'yı saran tarihi şehir surları ada çevresini dolaşırken görülebilmektedir. Görülen surlar geçmişte şehri tamamen saran surlardan günümüze kalan Roma ve Bizans dönemlerine ait sur kalıntılarıdır. Bir zamanlar bu surlar ada yerleşimini tamamen çevreler ve şehir korurmuş. Sur duvarları ile birlikte günümüze bazı kapı ve burç kalıntıları da ulaşmıştır. Adanın arka tarafında bunlar daha fazla görülebilmektedir. Kenti saran surlarda yedi kule ve dışarıyla bağlantıyı sağlayan yedi adet kapının varlığından söz edilir. Surlardan bazı dip yapı elemanlarının Helenistik Çağ'dan günümüze kalmış olma ihtimali olduğu da belirtilmektedir.

AZİZ PANTELEIMON KİLİSESİ

AZİZ PANTELEIMON KİLİSESİ

AZİZ PANTELEIMON KİLİSESİ
(Gölyazı Kültür Merkezi / Gölyazı / Bursa)

Gölyazı Mahallesi içerisine doğru devam eden yol üzerinde sol tarafta daha önceden kilise olan ama günümüzde kültür merkezi olarak kullanılan yapı görülebilmektedir. Yapılan bazı çalışmalar Gölyazı'da dört kilisenin varlığından bahseder. Bu kiliseler: Agios Georgio Kilisesi, Archangelos Mihail Kilisesi, Agios İoannis Kilisesi ve Agios Panteleimon Kilisesi. İsmi geçen bu kiliselerden birisi olan Agios Panteleimon Kilisesi günümüze kadara ulaşmıştır. Kilise mübadele sonrasında harabe hale gelmiş terkedilmiştir. Daha sonra yapılan restorasyonlar neticesinde günümüze kazandırılan kilise bir kültür merkezi olarak değerlendirilmiştir. Kilise yirmin yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Üç nefli ve dikdörtgen planlı bir bazilikal tarzı yapıdadır.

GÖL YAZIEVİ

GÖL YAZIEVİ

GÖL YAZIEVİ
Gölyazı Konuk Evi

Aziz Panteleimon Kilisesi yani Gölyazı Kültür Merkezi'nin hemen yanında bulunan bir Gölyazı Evi'dir. Kilise restorasyonu ile birlikte evinde restorasyonu yapılmıştır. Ev Gölyazı Kültür Merkezi'nde düzenlenen kültürel faaliyetler sonrasında konaklama ihtiyacı olan konuklar için kullanılmaktadır.

AĞLAYAN ÇINAR

AĞLAYAN ÇINAR

AĞLAYAN ÇINAR
Gölyazı / Bursa

Gölyazı Mahallesi içerisinde doğru  ilerlerken ana karadan adaya bağlanmadan hemen önce köprünün yanında bulunan veya kısaca karşınıza çıkan koca ağaçtır. Ağaç yaklaşık yedi yüz yıllık bir çınar ağacıdır. Yedi yüz yıllık bu devasa çınarın yakışıklı Türk Genci Mehmet ile Rum Kızı Eleni'nin iç burkan aşk hikayesi ile özdeşleşmiş adeta.

Mehmet ile Eleni birbirlerini deli gibi seven iki aşıktır. Bu aşıklar fırsat buldukça bu ağacın dibinde bir araya gelir birbirlerine aşk sözleri söylerler hülyalara dalarlarmış. Bu aşk mübadele dönemine kadar böyle devam eder gider. Mübadele dönemi geldiğinde Eleni artık başka yerlere gitmenin zorluğunu yaşamaya başlar ve abiside bu konuda ısrarcıdır.Abisi: "Artık bu şehirde kalamayız ve bu aşk devam edemez; çünkü biz birbiriyle savaşan iki halk olduk ve ben bu aşka asla müsaade edemem." der. Eleni'yi ve ailesini yanına alan Yorgi Gölyazı'yı terk etmek için yola çıkar. Bunun haberini alan Mehmet peşlerinden gitme kararı alır ve yollara düşer. Yorgi bir süre sonra Mehmet ile karşılaşır ve önce tartışırlar sonrasında ise Yorgi elindeki bıçak ile Mehmet'i bıçaklar ve Mehmet kanlar içinde yere düşer. Yorgi Mehmet'i bırakır ve ailesinin yanına doğru ilerler. Mehmet ise sürünerek Eleni ile sürekli buluştuğu ağacın dibine gelir, sırtını yaslar ve Eleni Eleni diyerek son nefesini verir. Eleni ise abisi gecikince durumdan şüphe etmiş ve köye doğru yürümeye başlamıştır. Yürürken bu esnada yerde kanları görür ve yüreğine bir ateş düşer. Mehmet ile sürekli buluştuğu ağacın yanına gittiğinde Mehmet'i kanlar içinde görür ve ağlamaya başlar. Ben bu  acıya dayanamam der ve kuşağını çıkartır ağaca bağlar ve intihar eder. İşte o gün bu gündür ağacın yılın belirli aylarında nem vermesinden dolayı ağaca "Ağlayan Ağaç" derler ve bu hikayeyide halk dilden dile anlatır.

FAİK BEY KONAĞI

FAİK BEY KONAĞI

FAİK BEY KONAĞI
Gölyazı / Bursa

Gölyazı sokaklarında dolaşırken ada üzerinde bulunan yerleşimde dikkat çeken konak yapısının restorasyonu tamamlanmış ve özel bir işletmeye dönüşmüştür. Yaklaşık olarak 150 yıldır kullanılmakta olan konak günümüze ulaşan mimarisiyle Gölyazı sivil mimari üslubunun önemli değerlerinden birisi olmuştur.

ULUABAT GÖLÜ

ULUABAT GÖLÜ

ULUABAT GÖLÜ
Gölyazı / Bursa

Antik dönemlerden günümüze kalmış olan tarihi ismi ile "Apolyont Gölü" ülkemizin en büyük on gölünden birisidir. Tarihi yerleşim alanı olan Gölyazı'nın bulunduğu yerleşim bölgesi göl içerisinde bulunan irili ufaklı on bir adadan birisi üzerindedir. Bu ada üzerinde bulunan yerleşim bölgesnin antik dönemdeki adı "Apollonia ad Rhyncdacum" dur.

Sığ bir göl olan Uluabat Gölü'nün suyu bulanık ve tatlıdır. Bir dönem tatlı olduğu gibi berrak olan bu suyun yaşayanlar tarafından içildiği dahi söylenmektedir. Gölün ortalama derinliği üç metre kadardır. Kabaca üçgen biçimli olan gölün doğu batı yönünde uzunluğu 23-24 km. genişliği ise 12 km. kadardır. 

GÖLYAZI ADA MERKEZİ

GÖLYAZI ADA MERKEZİ

GÜNÜMÜZDE GÖLYAZI
Ada Merkezi ve Sandallar

Yarımadadan köprü ile ada yerleşimine geçildiğinde ada yerleşimi üzerinde betonarme günümüz üslubuyla yapılmış yeni cami ve hemen önündeki meydanlık alan da çay bahçesi görülür. Cami yanında ayrıca Osmanlı dönemine tarihlenene bir de hamam yapısı vardır. Yarımada ve ada çevresinde göl kenarında bulunan restoranlarda kahvaltı servisi yapılmaktadır. Ayrıca yerel restoranlardaki bir diğer önemli lezzet ise gölden avlanan lezzetli balıklardır. Özellikle de turna balığı oldukça lezzetlidir. Göl çevresinde tekneler ile göl ve adalar turu düzenleyen teknelerden de kısa veya uzun göl gezintisi turu alınabilmektedir.

GÖLYAZI EVLERİ

GÖLYAZI EVLERİ

GÖLYAZI EVLERİ

Gölyazı sokaklarında görmekte olduğumuz sivil mimari eserler de yakın tarihten günümüze gelen önemli örnekler vardır. Sokaklar içerisinde Rum evleri ve Osmanlı Türk evleri birbiriyle yer yer bütünleşmiş olarak kendini göstermektedir. Evler genel olarak zemin üstü tek kat, zemin üstü iki kat ve zemin üstü üç kat olacak şekilde yapılmıştır. Kentteki evlerin çok katlı, ahşaptan veya ahşap ve taştan yapılmış ve birbirine çok yakın mesafede bulunduğu nakledilmektedir. Sokaklarda çok sık yer edinmiş olan yapıların 1900 yılında çıkan yangında çoğu yanınca bu durum değişmiştir. Günümüzde eski evler ve yeni yer yer betonarme evler bir arada görülebilmektedir.