İZNİK'TE İNANÇ YAPILARI

İNANÇ DEĞERLERİ VE YAPILARI İLE İZNİK
14 Ocak 2021 tarihinde Zoom’dan yapmış olduğum “İnanç Değerleri ve Yapıları ile İznik” seminerime dair kısa notları tüm tarih meraklıları için derledim.

MERDİVENLİ KAYA
Ülkemizde başka örnekleri de bulunan antik dönemlere ait muhtemel bir tören alanı olarak değerlendirebiliriz. İznik ile Elbeyli kasabası yolu üzerinde bulunuyor. Bir kaya bloğunun oyulması ile merdiven şekli verilmiş ve üst kısım ise düzleştirilmiş ya da var olan kaya düz zeminine ulaşmak için sadece merdivenler oyuldu bilemiyoruz ama antik dönemlerde bu alanda belirli zamanlarda yapılan anma törenlerinde yada ibadet zamanlarında yada başka bir nedenle bir inancın gereği olarak bir sunak bir altar olarak kullanılmış olabileceğini söyleyebiliriz.

HUYSUZLAR TÜRBESİ
Kim veya kimler yatıyor bununla ilgili net bir bilgi yok. Mezarlar Orhangazi yönünden gelirken İstanbul Kapı tarafından giriş yaptıktan hemen sonra sağda evler arasında bulunuyor. Deniliyor ki bir zamanlar huysuzluk yapan, yaramazlık yapan çocuklar getirilir buraya bırakılır ve sonra bırakan kişi gidermiş. Aradan geçen birkaç saat sonrasında çocuğu almaya gelirmiş. Bunun nedeni de adından da anlaşılacağı üzere huysuzluk yapan çocukların uslanması içinmiş.

ABDULVAHAP TEPESİ/TÜRBESİ/YATIRI
Burası İznik şehrini, zeytin ağaçlarını, bahçeleri ve İznik Gölü’nü yukarıdan görebileceğimiz bir konuma sahip. Rivayet şudur ki; Burada mezarı bulunan kişi Peygamber Efendimizin vefatı sonrasında Müslüman Arapların istanbul’a düzenlediği seferlere katılan bir yiğit sancaktar olduğu ve adının da “Abdulvahap” olduğudur. İstanbul seferlerinden birinde İznik şehrinin alınması için mücadele edenlerdendir. Kuşatma ve savaşın en çetin geçtiği bir anda büyük yaralar alır ve o yaralı haliyle elinde sancağı ile bu tepeye çıkarak düşmana ok atmaya devam eder ve en son burada şehadete ulaşır. Bu sebepledir ki ilerleyen zamanlarda burada bulunan bir kısım ibareler mezarın Abdulvahap’a ait olduğunu gösterir ve tepenin ismi ile beraber yatır bu şekilde isimlendirilir.

ÇANDARLI KARA HALİL HAYRETTİN PAŞA
İlk Osmanlı vezirlerinden birisidir. Karaman ili Sivrihisar ilçesi Cendere köyündendir. Osman Gazi’nin kayınpederi olan Şeyh Edebali’nin bacanağıdır. Osmanlı Devlet teşkilatının önemli bir ocağı olan yaya teşkilatının temellerini atmıştır. Birinci Murat döneminde vefat etmiş ve cenazesi İznik’e getirilerek buraya defnedilmiştir. Çünkü aile olarak hayattayken Cendere terk edilmiş ve İznik’e gelinerek buraya yerleşilmiştir. Hayatta iken İznik’e yaptırdığı Yeşil Cami ilk dönem Osmanlı mimari üslubunun ilk ve tek örneğidir. Soyundan Osmanlıya hizmet etmiş pek çok devlet adamı yetişmiştir.

EŞREF BABA TÜRBESİ
Lefke Kapı’nın arka tarafından Abdulvahap Tepesi’ne doğru giden yolun sol tarafında zeytin ağaçlarının arasındadır. Yaşadığı dönemi on dördüncü yüzyılın son çeyreği olarak ifade edilir. Eşref baba İznik denilince akla gelen meşhur alim, din adamı, tasavvuf ehli Eşref Rumi Hazretlerinin babasıdır.

SARI SALTUK “SALTUK BABA-SALTUK DEDE” TÜRBESİ/MAKAMI
Abdulvahap Türbesi’ne doğru giden yol üzerinde sağ tarafta görülen Roma Su Kanalı’nın arkasında görülebilmektedir. Sarı Saltuk; Anadolu’da Balkanlar’da efsaneleri konu olmuş önemli bir kişilik, önemli bir alim ve hatta bir halk kahramanı olarak nitelendirilebilir. Önemli bir kişilik olan Sarı Saltuk’un kesin bir türbesi bulunmamaktadır. Göstermiş olduğu yararlılıklar neticesinde farklı noktalarda makamları inşa edilmiştir. Rivayete göre Ahmet Yesevi’nin meşhur tahta kılıcını beline kuşattığı ve Horasan Erenleriyle Anadolu’ya gönderdiği ifade edilir.

ÇANDARLI HALİL PAŞA MEZARI/TÜRBESİ
‘Kara’ lakabı ile tanınan meşhur Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa’nın torunudur. Babası Çandarlı İbrahim Paşa’nın vefatı sonrasında veziriazam olmuştur. Bu görevi Sultan 2. Murad’ın saltanatının sonuna kadar sürdürmüştür. İstanbul’un fethi sonrasında bir takım nedenlerden dolayı idam edilmiş ve cenazesi ailesinin de bulunduğu İznik’e gönderilmiştir. Şehir içinde işlek bir cadde olan Kılıçaslan Caddesi üzerinde bulunan mezarı görülebilmektedir.

EŞREF RUMİ HAZRETLERİ TÜRBESİ
Kadiriyye tarikatının Eşrefiyye kolunun kurucusudur. 15. yüzyılda Hacı Bayram-ı Veli’nin müridi iken ondan aldığı emir üzerine Hama’da bulunan Abdulkadir Geylani Hazretlerinin soyundan gelen Hüseyin Hamevi’nin yanına gider bir süre orada kalır ve döndükten sonra İznik’te irşad ile iştigal eder. Kadiriyye tarikatının Eşrefiyye kolunun pîri olan Eşref Rumi’nin kurduğu tarikat İznik-Bursa çevresiyle sınırlı kalmıştır.
On dördüncü yüzyılın sonlarında dünyaya gelen Eşref Rumi Hazretleri İznik’te ilk eğitimini aldıktan sonra Bursa’da bulunan Sultaniye Medresesi’nde eğitimine devam etmiş daha sonra Emir Sultan ve Hacı Bayram Veli’nin dergahlarında kalmış tasavvuf yolunda ilerlemiştir. İznik’te vefat etmiş ve Eşref Rumi Camisi’nin yanına yapılan türbesine defnedilmiştir.

KIRGIZLAR TÜRBESİ
Bu türbe hakkında çok fazla bir bilgimiz bulunmamaktadır. Rivayet şöyledir: Selçukluların akınlarında İznik kuşatması fethine katılan Orta Asya’dan gelen Kırgız Türklerinin yapılan savaşta şehadete ermeleri ve neticesinde onlar adına sonradan Osmanlılar döneminde yaptırılan türbe yapısı içerisine taşınan mezarları olarak söylenebilir.

SÜLEYMANPAŞA MEDRESESİ
Orhan Gazi’nin büyük oğlu “Rumeli fatihi” olarak ifade edilen Şehzade Süleyman Paşa yaptırmıştır. Kitabesi olmadığı için tam tarihini bilmediğimiz medresenin 14. Yüzyılın ilk yarısında yapıldığı tahmin edilmektedir. Açık avlusu ile U planı gösteren medresenin bir müderris odası ve on bir adet öğrenci odası bulunmaktadır. Günümüzde çinicilerin bulunduğu bir çarşı olarak değerlendirilmektedir.

DAVUDİ KAYSERİ MEZARI/TÜRBESİ
Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde yaşamış olan ilim ve din adamı. Ayrıca İznik’te inşa edilen ilk medresenin alim hocasıdır. Orhan Gazi’nin İznik’i fethinden sonra bizzat Orhan Gazi tarafından medreseye hoca olarak görevlendirilmiştir. On üçüncü yüzyılın sonlarında Kayseri’de dünyaya geldiği ve daha sonra İznik’e yerleştiği ifade edilir.

ŞEYH KUTBUDDİN CAMİ VE TÜRBESİ
Hakkında çok fazla bir bilgi olmasa da bilinen şu ki; İslami ilimler ile iştigal ettiği ve dört hak mezhepten birisi olan Hanefiliğin önemli temsilcilerinden olduğudur. Adını taşıyan caminin hemen bitişiğinde bulunan türbe içerisinde kendisi ve yine bir alim olan oğlu Muhammed Muhyiddin’in mezarları bulunmaktadır.

HACI ÖZBEK CAMİSİ/ÇUKUR CAMİ/HACI ZEYNEL CAMİSİ
Kitabesi bulunan en eski Osmanlı eseri olarak belirtilebilir. İznik’in fethinden hemen sonra yaptırılmış ilk Osmanlı camisidir. Kitabesinde geçen isim nedeni ile Hacı Özbek denilmiş ama diğer isimlerle de anılmıştır. Kılıçaslan Caddesi üzerinde tek kubbeli minaresi bir camidir.

MAHMU ÇELEBİ CAMİSİ ve MEZARI
Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğludur. Bolu’da Sancakbeyliği görevinde bulunmuş bir devlet adamıdır. Ailesinin de bulunduğu İznik’e kendi adıyla anılan camisini 1423 yılında inşa ettirmiştir. Caminin dikkat çeken en büyük özelliği içerisinde duvarlarda bulunan kalem işi hat yazılarıdır. Bu yönüyle İznik’te tektir.

YAKUP ÇELEBİ ZAVİYESİ ve MAKAMI
15. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir ve zaviyeli cami planlarının da ilk örneklerinden biri olarak bahsedilebilir. Zaviye ifadesi içinde küçük oda veya odalar bulunan ve genellikle dini eğitimlerin verildiği yapılar olarak düşünülebilir. Mimari olarak ters T planlı yapılardandır. Sultan 1. Murad’ın oğlu olan Yakup Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Mezarı babasının türbesindedir. Bahsi geçen caminin yanında bulunan yapı makam olarak inşa edilmiştir.

YEŞİL CAMİ (İZNİK YEŞİL CAMİSİ)
Osmanlı mimari üslubunun erken dönemine dair izler taşıyan ve şehir de en çok dikkat çeken yapıların başında gelir. Osmanlı Veziri Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa tarafından 14. Yüzyılda inşa ettirilmiştir. İnşa faaliyeti Halil Paşa döneminde başlayan yapı O’nun vefatı üzerine oğlu Ali Paşa tarafından tamamlanmıştır. Büyük mermer taş bloklarla inşa edilmiş olan caminin iç kısmında kubbeyi taşıyan iki büyük fil ayak görülür. Sırlanmış yeşil, turkuaz, kahverengi ve mavi çiniler ve yine yer yer sırlanmış renkli tuğlalardan zikzaklar çizecek şekilde yapılmış minaresinden olayı cami ‘Yeşil Cami’ adıyla anılmış ve tanınmıştır. Zaman içinde eskiyen bu çini ve tuğlalar yapılan çalışmalarla yenilendiğinden bir kısmı orijinal olarak günümüze kadar ulaşamamıştır. Caminin dış kısmına ayrı bir güzellik katan son cemaat alanını çevreleyen mermer korkuluk şebekeler de oldukça estetik bir duruş gösterir. Dışarıdan bakıldığında görünen pencere üstü madalyonlar da caminin dış cephesine farklılık katmıştır.
Mihrap sütuncelerinden sol tarafta bulunan sütunce altında görünen ters lale motifi ender örneklerden birisidir. Mihrap alınlık kısmında Arapça Kûfi hatla yazan yazıda ‘Her şeye hükmeden ve her şeyi kuşatan yüce Allah’ın adıyla’ ifadesi yer almıştır. Cami 1922 yılında yaşanan Yunan işgalinde hasar görmüştür. Bazı değerli halıların çalındığı, mermerlere zarar verildiği, son cemaat alanı korkuluk şebekelerinin kırıldığı ve hatta camiyi yıkmak için camiyi ayakta tutan iki sütundan birisinin yağ dökülmek suretiyle yakılmaya ve böylelikle patlatılmaya çalışıldığı bu esnada ise çatladığı ifade edilir. Bu ayak günümüzde çelik halkalarla sağlamlaştırılmıştır.

AYASOFYA (İZNİK AYASOFYA’SI)
Hıristiyanlık inancında kiliseye bağlı piskoposların katılımıyla düzenlenmiş ve önemli konuların görüşülerek karara bağlanmış olduğu büyük çaplı toplantılara Ekümenik konsil denmektedir. Bu konsillerden ikisi İznik’te icra edilmiştir. İlki MS 325 yılında Senatü Sarayında yapılmıştır. İkinci İznik Konsili ise 787 yılında Ayasofya’da gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda gündemdeki konu ikona sorununun çözüme kavuşturulması olmuştur. Böylelikle ikonaların kiliselerde serbestçe bulundurulması kararlaştırılmıştır.

BÖCEK AYAZMASI ve KOIMESIS KİLİSESİ
 “Kutsal su” anlamını ifade eden Ayazmalar, Hıristiyanlar tarafından şifalı olduğuna inanılan su kaynağını ifade eder. Bu sular ayrıca Hıristiyan dünyası için kutsal sulardır. İznik’te Bizans döneminde kullanılmış bu kutsal su alanlarından biriside Böcek Ayazmasıdır. Hemen yakınında bulunan ve günümüze ulaşmayan Koimesis kilisesinin varlığı burasının bir vaftizhane olabileceğini akıllara getirmektedir. Dolayısıyla önce vaftizhane daha sonra ise su kaynağı olarak kullanılmış olması muhtemeldir.  Koimesis kilisesinin adının anlam olarak Hazreti Meryem’in ölümünü ifade ettiği belirtilir. Kilisenin günümüze ulaşan görsellerinden Kapalı Yunan Haçı planı ile yapılmış bir kilise olduğu görülmektedir.

 

Bilal Çağatay Erentürk
Profesyonel Ülkesel Turist Rehberi

İznik, İznik yapıları, Ayasofya, Yeşil Cami, İznik Yeşil Cami, Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa, Abdulvahap Tepesi, Davudi Kayseri, Eşref Rumi, Böcek Ayazması, Ekümenik Konsil, Hacı Özbek Camisi, İznik şehri, İznik rehberi, İznik gezi rehberi, İznik tur rehberi