AĞLAYAN AĞAÇ
Bir diğer ifadeyle AĞLAYAN ÇINAR


Ağlayan Ağaç “Ağlayan Çınar” / GÖLYAZI

Çınar ağaçlarıyla meşhur şehirlerimizden biriside Osmanlı Devletine bir dönem başkentlik yapmış olan Bursa şehridir. Çınar ağaçlarının şehirde/şehirlerde bu kadar meşhur olmasının nedeni olarak da Osmanlı Devletine adını veren Osman Gazi’nin rüyasında görmüş olduğu devasa boyutlardaki çınar ağacı gösterilir. Osman Gazi’nin rüyasında gördüğü devasa çınar ağacı abartı değildir; çünkü çınar ağaçları gerçekte de devasa büyüklüklere ulaşabilen ve asırlarca yaşayabilen ender ağaçlardandır. Şehir veya şehirlerimizde de bazı büyük devasa ağaçlar için bir birinden farklı; bazen hüzünlü, bazen neşeli, bazen destansı olaylar veya hikâyeler anlatılır. İşte bunlardan biriside Gölyazı Mahallesi’nin yarım ada olarak adlandırabileceğimiz yerleşimi üzerinde bulunan yaklaşık yedi asırlık çınar ağacıdır.

Bu devasa çınar ağacı ile ilgili anlatılagelen meşhur aşk hikâyesinin başkahramanları yiğit Türk genci Mehmet ile güzel Rum kızı Eleni’dir. Denilir ki; bir zamanlar ada da yaşayan Türk ve Rum halkı birbirleriyle barış içerisinde dostça yaşamaktadır. Gel zaman git zaman aynı topraklarda süren bu dostluk yüzyıllardır Türk halkına ait olan bu topraklara sahip olmak amacıyla başlatılan saldırılar ve neticesinde savaşlar nedeniyle bozulmaya başlar. Mehmet ile Eleni savaşlar başlamadan önce birbirine aşık olmuş iki gençtir. Bu aşkları ölümsüz bir sevdadır. Bu iki aşık sürekli olarak günümüzde Gölyazı’da bulunan bu devasa çınar ağacının gölgesinde bir araya gelir aşklarını tazeler ve birbirlerine dair gelecek hayalleri kurarlarmış. Bu aşkı bilen herkes saygı duyar ve Mehmet ile Eleni’yi severlermiş. Savaş başlayınca Eleni’nin abisi Yorgi bu aşka karşı çıkar “artık bu aşkın bizde yeri yoktur” der. Mehmet her ne kadar bunların bizimle alakası yok biz birbirimize aşığız sevdalıyız derse de; Yorgi bunu kabul etmez.

Bu aşka sevdaya karşı çıkan Yorgi ailesini yanına alır ve bir sabah erken saatte Gölyazı’yı terk etmek üzere yollara düşer. Mehmet gidecekleri günün haberini Eleni’nin gönderdiği arkadaşlarından son anda almıştır. Mehmet’te aynı şekilde peşlerinden yola çıkar. Yorgi bu durumdan haberdar olur ve ailesine yola devam etmelerini Eleniye’de dikkat etmelerini söyleyerek Mehmet’i yol üzerinde karşılamak üzere geri döner. Yolda Mehmet ile karşılaşan Yorgi önce tartışmaya başlar ve sonra tartışma kavgaya döner. Yorgi bu esnada hançerini çıkartır ve beklenmeyen bir anda Mehmet’e defalarca saplar. Mehmet kanlar içinde yere düşer. Yorgi oradan uzaklaşırken Mehmet’te sürünerek zor da olsa Eleni ile sürekli buluştukları çınar ağacına ulaşır. Sırtını çınara dayar ve Eleni ile geçen güzel günlerini hayal etmeye başlar. Bu esnada Eleni bir yolunu bulmuş ailesinin yanından kaçmıştır. Abisiyle karşılaşmamak için başka bir yoldan Mehmet’i bulacağını düşündüğü çınar ağacına doğru koşmaya başlar ama kalbine bir acı düşmüş koşarken Mehmet diye bağırmaktadır. Çınar ağacına ulaştığında Mehmet’i kanlar için bulur. Kalbine düşen acı daha da büyür ve kalbini yutar. Eleni aklını yitirmişçesine Mehmet Mehmedim diye bağırmaktadır. Mehmedinin başını alır koynuna hem sever hem de acı ile bağırır. Mehmet son nefesini vermiştir o esnada ve Eleni buna dayanamaz. “Bu dünyada olmadı öte alemde beraberiz Mehmedim” der. Belindeki kuşağını söker ağaca bağlar ilmiği boynuna geçirir ve orada intahar eder.

İşte bu hikayeden yola çıkılarak ağacın da bu acıya dayanamadığı ve bu sebeple yılın belli aylarında nem verdiği veya akıttığı reçineden dolayı “Ağlayan Ağaç” olarak isimlendirildiği yıllardır anlatıla gelir.

 



Ağlayan Ağaç, Ağlayan Çınar, Gölyazı, Uluabat Gölü, Apollonia, Bursa, Bursa gezi rehberi, Bursa Gölyazı rehberi, Bursa rehberi, Bursa tur rehberi.